İskeçe’de Yunan Kurabiyesi

İpsala sınır kapısından geçerek Yunanistan’a giriş yaptık. İki ülke arasındaki sınırı oluşturan Meriç Nehri. Nehrin bir tarafı bize, diğer tarafı Yunanistan’a ait. Nehrin üzerindeki uzun bir köprü üstünden geçiyoruz. Pasaport kontrolden sonra Avrupa Birliği’nin yaptırdığı kaymak gibi dümdüz yollardan geçerek İskeçe’ye doğru gidiyoruz. Sınırı geçtikten sonraki bölge, Türklerin yoğun olarak yaşadığı yerlerden. Otobüsle ilerlerken geçtiğimiz köylerin birçoğunda cami minareleri görüyoruz ve Türk köyü olduğunu anlıyoruz.

İskeçe, Yunanca adıyla Xanthi, çok şirin, küçük bir kasaba görünümünde. Otelimiz şehrin biraz dışında yeni açılan “Z Palace”. Küçücük bir yer olduğundan şehre yürüme mesafesinde çok şık bir oteldi.

İskeçe, tatlıları ve kuruyemişleriyle ünlü. Şehir meydanında birçok tatlıcı dükkanı, çok şık kafeler var. İskeçe yolundayken mola verdiğimiz büyük bir pastanede ilk defa tattığımız kurabiyeler o kadar güzeldi ki yıllarca unutmadık tadını. Bademli un kurabiyesi diyebiliriz. Üç yıl sonra internette tarifini bularak hemen denedim. Aşağıda tarifini verdiğim bu kurabiye İskeçe’de yediğimize çok benziyor.

Atina’ya kadar otobüsle uzun yolculuklar yaptık. Yol kenarlarında içlerinde mumlar, resimler de olan ilginç maket kilisecikler vardı. Bu kilise maketlerini o bölgede trafik kazasında ölenlerin yakınları yaptırıyormuş. Bunun iki anlamı var. Hem yakınlarını anma, hem de başkalarına dikkatli olun uyarısı; ama yollarda bu kilisecikler o kadar çoktu ki, sanırım orada da bizde olduğu gibi kaza oranı çok yüksek.

Unknown

Yunan Kurabiyesi

Yunanistan Kurabiyesi 
250 gram oda sıcaklığında tereyağı
1 kahve fincanı pudra şekeri (üzerine dökmek için de gerekli ayrıca)
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un (sert olmayacak)
2 avuç kavrulmuş kırılmış badem (parçalar çok küçük olmasın)

Badem hariç tüm malzeme karıştırılır, yumuşak bir hamur olunca badem de eklenir ve ay şekli verilerek az ısıtılmış fırında 160 derecede hafif pembeleşinceye kadar pişirilir. Soğuyunca bir kaba alınıp bol pudra şekeri serpilir.

Yazı ve fotoğraflar: Derya Çölaşan

Gezi Tarihi: Şubat 2004

You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.You can leave a response, or trackback from your own site.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir